]]>
]]>
Doğanın bize sunduğu bal mucizesindeki dönüştürücü gücü konuştuk, Balca’nın ailesinin İznik’teki çiftliğinde 2023’te faaliyete başlayan House of Hunny’nin doğaya müdahale etmeyen, yılda tek hasat alan, sürdürülebilir üretim anlayışını dinledik.
Paris International Honey Awards ve London International Honey Awards gibi yarışmalardan ödüller alan House of Hunny’nin çalışkan arılarını ve web sitesinde her yılın hasadına ait analiz raporlarını paylaşan şeffaflığını takdir ettik. Anadolu’nun bereketli topraklarında balın markalaşması için eksik olanın üretimden ziyade hikâye anlatımı olduğu konusunda hemfikir kaldık. Arıların bilgelikleri ve çalışkanlıklarından çokça ilham aldığımız bir bölüm oldu.
]]>
Doğanın bize sunduğu bal mucizesindeki dönüştürücü gücü konuştuk, Balca’nın ailesinin İznik’teki çiftliğinde 2023’te faaliyete başlayan House of Hunny’nin doğaya müdahale etmeyen, yılda tek hasat alan, sürdürülebilir üretim anlayışını dinledik.
Paris International Honey Awards ve London International Honey Awards gibi yarışmalardan ödüller alan House of Hunny’nin çalışkan arılarını ve web sitesinde her yılın hasadına ait analiz raporlarını paylaşan şeffaflığını takdir ettik. Anadolu’nun bereketli topraklarında balın markalaşması için eksik olanın üretimden ziyade hikâye anlatımı olduğu konusunda hemfikir kaldık. Arıların bilgelikleri ve çalışkanlıklarından çokça ilham aldığımız bir bölüm oldu.
]]>
]]>
]]>
MSA’da yeni dönem 8 Haziran’da başlıyor. Mutfakta olmak hayali değil mesleği olsun isteyenleri bekliyoruz.
]]>
MSA’da yeni dönem 8 Haziran’da başlıyor. Mutfakta olmak hayali değil mesleği olsun isteyenleri bekliyoruz.
]]>
Çuval çuval unla çalışan, herkesten erken uyanan fırıncıların mesleğini, MSA’nın Ekmekçilik ve Fırıncılık öğrencilerinin motivasyonlarını, bu meslekte alaylı olmakla okullu olmanın farkını, Türkiye’de artizan ekmekçiliğin yükselişinin getirdiği kültürel dönüşümü ele aldık. Sağlıklı ve temiz beslenme bilinci arttıkça en temel gıda olan ekmeği endüstriyel, markalaşmış seçeneklerden almaktansa mahallenizde üretim yapan birinden almanın güzelliğine değindik. Hamurun davranışını anlamanın çoğu zaman kitap bilgisinden daha bile fazla sezgi gerektirdiğine hemfikir olduk, Tuğba Şef’ten bir de “hamurkâr” terimini öğrendik. Sofralarımıza gelen düşük mayalı, uzun fermente edilmiş, tertemiz unlu ekmekler için her gün aynı motivasyonla çalışan fırıncıların hepsine teşekkürlerimizi sunduk.
]]>
Çuval çuval unla çalışan, herkesten erken uyanan fırıncıların mesleğini, MSA’nın Ekmekçilik ve Fırıncılık öğrencilerinin motivasyonlarını, bu meslekte alaylı olmakla okullu olmanın farkını, Türkiye’de artizan ekmekçiliğin yükselişinin getirdiği kültürel dönüşümü ele aldık. Sağlıklı ve temiz beslenme bilinci arttıkça en temel gıda olan ekmeği endüstriyel, markalaşmış seçeneklerden almaktansa mahallenizde üretim yapan birinden almanın güzelliğine değindik. Hamurun davranışını anlamanın çoğu zaman kitap bilgisinden daha bile fazla sezgi gerektirdiğine hemfikir olduk, Tuğba Şef’ten bir de “hamurkâr” terimini öğrendik. Sofralarımıza gelen düşük mayalı, uzun fermente edilmiş, tertemiz unlu ekmekler için her gün aynı motivasyonla çalışan fırıncıların hepsine teşekkürlerimizi sunduk.
]]>
Merve Şef ve Can Şef ile MSA’daki öğrencilik dönemlerinin bugüne etkilerini, ekmek tutkularını keşfettikleri ilk anı, MSA’dan mezun olurken kendilerine koydukları hedefin neresinde olduklarını konuştuk. Henüz ilk yılında Alveoli Bakehouse’un kat ettiği yolu, üretim ölçeğinde micro bakery olmayı yeni yeni geride bırakırken ama operasyonunu makro düzeyde yönetmesini takdir ettik. Reçeteleri konusunda net davranan, ama fırıncıların kendi stillerini geliştirebileceği kadar özgür alan açan Alveoli Bakerhouse atölyesine konuk olmuş gibi olduk. İyi planlama ve istikrarın butik üretimde kritik başarı faktörü olduğuna, nitelikli bir şeyi küçük miktarda yapmanın maliyetine, yemediğini yedirmek istemeyen bir fırıncının zorlanmalarına değindik. İlham veren bir girişimcilik hikayesi duymak isteyenlerin kaçırmaması gereken bir bölüm oldu.
]]>Merve Şef ve Can Şef ile MSA’daki öğrencilik dönemlerinin bugüne etkilerini, ekmek tutkularını keşfettikleri ilk anı, MSA’dan mezun olurken kendilerine koydukları hedefin neresinde olduklarını konuştuk. Henüz ilk yılında Alveoli Bakehouse’un kat ettiği yolu, üretim ölçeğinde micro bakery olmayı yeni yeni geride bırakırken ama operasyonunu makro düzeyde yönetmesini takdir ettik. Reçeteleri konusunda net davranan, ama fırıncıların kendi stillerini geliştirebileceği kadar özgür alan açan Alveoli Bakerhouse atölyesine konuk olmuş gibi olduk. İyi planlama ve istikrarın butik üretimde kritik başarı faktörü olduğuna, nitelikli bir şeyi küçük miktarda yapmanın maliyetine, yemediğini yedirmek istemeyen bir fırıncının zorlanmalarına değindik. İlham veren bir girişimcilik hikayesi duymak isteyenlerin kaçırmaması gereken bir bölüm oldu.
]]>İlk konuğumuz araştırmacı, akademisyen Asuman Kerkez. Buğdayın tanınırlığı için belgeselden kitaba, televizyon programlarından akademik çalışmalara kadar her alanda emek vermiş bir buğday aşığı. Asuman Hanım’la ekmeğin insanlık tarihindeki 12 bin yıllık hikayesini, Mezopotamya’nın kuzeyinden başlayarak Anadolu’nun buğday tarihini, sadece bir besin değil kutsal bir obje ve toplumsal bir sembol olan ekmeği konuştuk. Binlerce yıl önce insanların avlanma zorunluluğu stresini azaltan buğdayın bugün hala insanlığın 3’te 1’inin ana gıda maddesi olmasına hayran olduk. Aşk ile ekilen ve işlenen buğdayın, endüstriyel ve artizan fırıncılığın ekmeğe kattığı katma değeri anladık. 20’den fazla çeşit buğdayın gen merkezi olan Anadolu’ya yerleşik ülkemizin sertifikalandırma, markalaşma ve turizme kazandırma alanlarında kat edeceği yolları gördük. Son yıllarda çokça ceza kestiğimiz glüteni de temize çıkarmış olduk. Hem sosyolojik hem gastronomik bilgilerle dolup taşan bu bölümün sonuna harika bir sürpriz sakladık, Attila İlhan’ın eşsiz dizeleriyle Mustafa Kemal'in Sofrası’na konuk olduk. Ekmeğin Hikayesi serisi, ilk bölümüyle karşınızda.
]]>İlk konuğumuz araştırmacı, akademisyen Asuman Kerkez. Buğdayın tanınırlığı için belgeselden kitaba, televizyon programlarından akademik çalışmalara kadar her alanda emek vermiş bir buğday aşığı. Asuman Hanım’la ekmeğin insanlık tarihindeki 12 bin yıllık hikayesini, Mezopotamya’nın kuzeyinden başlayarak Anadolu’nun buğday tarihini, sadece bir besin değil kutsal bir obje ve toplumsal bir sembol olan ekmeği konuştuk. Binlerce yıl önce insanların avlanma zorunluluğu stresini azaltan buğdayın bugün hala insanlığın 3’te 1’inin ana gıda maddesi olmasına hayran olduk. Aşk ile ekilen ve işlenen buğdayın, endüstriyel ve artizan fırıncılığın ekmeğe kattığı katma değeri anladık. 20’den fazla çeşit buğdayın gen merkezi olan Anadolu’ya yerleşik ülkemizin sertifikalandırma, markalaşma ve turizme kazandırma alanlarında kat edeceği yolları gördük. Son yıllarda çokça ceza kestiğimiz glüteni de temize çıkarmış olduk. Hem sosyolojik hem gastronomik bilgilerle dolup taşan bu bölümün sonuna harika bir sürpriz sakladık, Attila İlhan’ın eşsiz dizeleriyle Mustafa Kemal'in Sofrası’na konuk olduk. Ekmeğin Hikayesi serisi, ilk bölümüyle karşınızda.
]]>]]>
]]>
13 yaşından beri turizm sektöründe yer alan Bergemann, kitle turizminin aksine VIP gezginleri Türkiye’de farklı destinasyonlarda kişiye özel deneyimlerle ağırlıyor. Adviye Hanım’la sessiz lüksün seyahat anlayışını, gastronominin turizm için önemini, parayla satın alamayacak deneyimlerin değerini konuştuk.
Yeni nesil Türk şeflerin yüksek adaptasyon becerileri ve yenilikçi yaklaşımlarıyla sektöre son yıllarda kazandıkları ivmeyi içtenlikle övdük. Para harcama kültürüne sahip müşterilerin yüksek servis beklentilerine kulak verdik, şeflerin ve servis ekiplerinin İngilizce hakimiyetinin önemine bir kez daha değindik. 6000 yılıık bir tarihin mirası olan Türk şaraplarının ihracatının artıp, dünyanın dört bir yanından turistlerin o şarapları tanıyarak ülkemize gelecekleri günlerin hayalini kurduk. Gezginlerin iyi yemekle ilgili beklentilerinin fine dining’den ibaret olmadığını konuştuk, bir köy evinin bahçesindeki kahvaltının yıllarca unutulmayacak tadını, gün batımında enfes bir Chateau Margaux’ya eşlik eden kokoreçin lezzetini andık. Hem turizmin hem gastronominin geleceğine yön verecek olan trendleri, interaktif teknoloji uygulamalarını, sanatla gastronomiyi buluşturan heyecan verici projeleri konuşarak bu bölümü de kapattık.
]]>13 yaşından beri turizm sektöründe yer alan Bergemann, kitle turizminin aksine VIP gezginleri Türkiye’de farklı destinasyonlarda kişiye özel deneyimlerle ağırlıyor. Adviye Hanım’la sessiz lüksün seyahat anlayışını, gastronominin turizm için önemini, parayla satın alamayacak deneyimlerin değerini konuştuk.
Yeni nesil Türk şeflerin yüksek adaptasyon becerileri ve yenilikçi yaklaşımlarıyla sektöre son yıllarda kazandıkları ivmeyi içtenlikle övdük. Para harcama kültürüne sahip müşterilerin yüksek servis beklentilerine kulak verdik, şeflerin ve servis ekiplerinin İngilizce hakimiyetinin önemine bir kez daha değindik. 6000 yılıık bir tarihin mirası olan Türk şaraplarının ihracatının artıp, dünyanın dört bir yanından turistlerin o şarapları tanıyarak ülkemize gelecekleri günlerin hayalini kurduk. Gezginlerin iyi yemekle ilgili beklentilerinin fine dining’den ibaret olmadığını konuştuk, bir köy evinin bahçesindeki kahvaltının yıllarca unutulmayacak tadını, gün batımında enfes bir Chateau Margaux’ya eşlik eden kokoreçin lezzetini andık. Hem turizmin hem gastronominin geleceğine yön verecek olan trendleri, interaktif teknoloji uygulamalarını, sanatla gastronomiyi buluşturan heyecan verici projeleri konuşarak bu bölümü de kapattık.
]]>Mühendislik eğitimi sırasında mekaniğin insanla ilişkisini merak ederek endüstriyel tasarıma yönelen Akan, yaratıcılığı gelişime açık bir kabiliyet olarak tanımlıyor, en erken işaretinin de çocukluktaki merak olduğunu belirtiyor. Görsel kültürümüzü etkileyen sosyal medya kanallarının olmadığı yıllara gidip çocukluğumuzda izi olan camlar, porselenler ve objeleri dinlerken Akan’ın şu tespitine hak verdik: Tasarım hangi duyguları ve hatıraları geri çağıracağımızı belirliyor. Önceliği tekniğe veya malzemeye değil kullanıcıya verdiğimiz zaman, yanıt kendiliğinden geliyor: Öncelik ne işlev ne de form, aslında öncelik yalnızca anlam. Bir iletişim aracı olarak tasarımı, gündelik objelerle kurduğumuz bağları, kedilerden öğrenilecek bilgeliği, tasarımın 4 bileşenini ve aslında aralarında işlevin olmayışını, insanlığı güzel yapan farklılıkları, görsel zenginliğin estetiğini ele aldığımız bir bölüm ve çok keyifli bir sohbet oldu. Tasarımcı olmasaydı şef olmak istediğini uzun yıllar önce manifest eden Akan’ın sözlerinden fark ediyoruz ki aslında her bir yemek, , başka hiçbir objeye kolay kolay eklenemeyecek duyusal katmanlar taşıyan bir tasarım örneği. Planlaması, hazırlığı, kurgusu, proje yönetimiyle mutfak sanatlarına bambaşka bir gözle bakmamızı sağlayan bu ilham verici bölümü kaçırmayın.
]]>Mühendislik eğitimi sırasında mekaniğin insanla ilişkisini merak ederek endüstriyel tasarıma yönelen Akan, yaratıcılığı gelişime açık bir kabiliyet olarak tanımlıyor, en erken işaretinin de çocukluktaki merak olduğunu belirtiyor. Görsel kültürümüzü etkileyen sosyal medya kanallarının olmadığı yıllara gidip çocukluğumuzda izi olan camlar, porselenler ve objeleri dinlerken Akan’ın şu tespitine hak verdik: Tasarım hangi duyguları ve hatıraları geri çağıracağımızı belirliyor. Önceliği tekniğe veya malzemeye değil kullanıcıya verdiğimiz zaman, yanıt kendiliğinden geliyor: Öncelik ne işlev ne de form, aslında öncelik yalnızca anlam. Bir iletişim aracı olarak tasarımı, gündelik objelerle kurduğumuz bağları, kedilerden öğrenilecek bilgeliği, tasarımın 4 bileşenini ve aslında aralarında işlevin olmayışını, insanlığı güzel yapan farklılıkları, görsel zenginliğin estetiğini ele aldığımız bir bölüm ve çok keyifli bir sohbet oldu. Tasarımcı olmasaydı şef olmak istediğini uzun yıllar önce manifest eden Akan’ın sözlerinden fark ediyoruz ki aslında her bir yemek, , başka hiçbir objeye kolay kolay eklenemeyecek duyusal katmanlar taşıyan bir tasarım örneği. Planlaması, hazırlığı, kurgusu, proje yönetimiyle mutfak sanatlarına bambaşka bir gözle bakmamızı sağlayan bu ilham verici bölümü kaçırmayın.
]]>Tulya Hanım’ın tornayla tanışmasıyla serüveni başlayan, Ayvalık’taki mimarlık ofisinde üretilen kalıplarla devam eden Santimetre, kurucusunun deyişiyle plansız bir markalaşma öyküsü. Porselen yapımını kek tarifine benzeten Madra’dan bu uğraşın formülü olan bir kimyasal reaksiyon olsa da deneyselliğe açık bir alan olduğunu öğrendik. Porselenlerin kullanan insanın eline teması ve kullanım sırasında verdiği his mi ve üzerinde taşıdığı yemekle görsel ve dokusal uyumu kadar, tabakla kullanıcısı arasındaki kişisel bağların da ortak bir hikâye yaratmakta ne kadar etkili olduğunu Madra’nın sözleriyle fark ettik. Formla fonksiyon arasındaki dengeyi uzun uzun konuştuk, sonuçta seramik ve porselen üretiminin sanatla ortak dili olan bir zanaat olduğu konusunda hemfikir kaldık. Santimetre’yi ve zarif porselenlerini uzun yıllar boyunca sofralarda görmeyi dileyerek bu güzel sohbeti kapattık.
]]>Tulya Hanım’ın tornayla tanışmasıyla serüveni başlayan, Ayvalık’taki mimarlık ofisinde üretilen kalıplarla devam eden Santimetre, kurucusunun deyişiyle plansız bir markalaşma öyküsü. Porselen yapımını kek tarifine benzeten Madra’dan bu uğraşın formülü olan bir kimyasal reaksiyon olsa da deneyselliğe açık bir alan olduğunu öğrendik. Porselenlerin kullanan insanın eline teması ve kullanım sırasında verdiği his mi ve üzerinde taşıdığı yemekle görsel ve dokusal uyumu kadar, tabakla kullanıcısı arasındaki kişisel bağların da ortak bir hikâye yaratmakta ne kadar etkili olduğunu Madra’nın sözleriyle fark ettik. Formla fonksiyon arasındaki dengeyi uzun uzun konuştuk, sonuçta seramik ve porselen üretiminin sanatla ortak dili olan bir zanaat olduğu konusunda hemfikir kaldık. Santimetre’yi ve zarif porselenlerini uzun yıllar boyunca sofralarda görmeyi dileyerek bu güzel sohbeti kapattık.
]]>Hem mutfak hem seramik atölyeleri çok üretken yerler. Yaratıcılığa sonsuz alan açıyorlar ama o yaratıcılığı çalıştırmak için çok iyi bir teknik bilgiye ve pratik özgüvene sahip olmak gerekiyor. Ve formül birebir aynı olsa da çoğu zaman aynı formülle üretilen bir ürün diğerinin tıpkısı olmuyor.
Her ikisi de ana malzemesini topraktan alıyor, suyla ateşle ve havayla şekilleniyor.
Nihayetinde seramik sanatçılarının eserleri aşçılarınkiyle buluşuyor ve ortaya çıkan bütünlük misafirin tüm duyularına hitap eden bir deneyime dönüşüyor.
Serinin ilk konuğu Defne Samman ile toprağın kucaklayıcılığını, insanlığa tarih boyunca eşlik etmiş toprak kapların hikayesini, tabağın yemek deneyimine katkısını konuştuk. Son dakikalarda harika da bir kitap önerisi alarak Defne Samman Studio’nun hayaline ortak olduk, Odysseus’un masal adasında üzerinden lotus kökü turşusu tadacağımız tabağın hayallerine daldık.
]]>Hem mutfak hem seramik atölyeleri çok üretken yerler. Yaratıcılığa sonsuz alan açıyorlar ama o yaratıcılığı çalıştırmak için çok iyi bir teknik bilgiye ve pratik özgüvene sahip olmak gerekiyor. Ve formül birebir aynı olsa da çoğu zaman aynı formülle üretilen bir ürün diğerinin tıpkısı olmuyor.
Her ikisi de ana malzemesini topraktan alıyor, suyla ateşle ve havayla şekilleniyor.
Nihayetinde seramik sanatçılarının eserleri aşçılarınkiyle buluşuyor ve ortaya çıkan bütünlük misafirin tüm duyularına hitap eden bir deneyime dönüşüyor.
Serinin ilk konuğu Defne Samman ile toprağın kucaklayıcılığını, insanlığa tarih boyunca eşlik etmiş toprak kapların hikayesini, tabağın yemek deneyimine katkısını konuştuk. Son dakikalarda harika da bir kitap önerisi alarak Defne Samman Studio’nun hayaline ortak olduk, Odysseus’un masal adasında üzerinden lotus kökü turşusu tadacağımız tabağın hayallerine daldık.
]]>Urla’da mevsimsellik ve sürdürülebilirliği 40 günde bir değişen menüsünde yer verdiği yerel malzemelerle uygulayan Vino Locale, bir Michelin yıldızı ve bir Michelin yeşil yıldızının yanına Türkiye'de ilk kez takdim edilen Sommelier Ödülü'nü de geçen yıl ekledi. Bölgenin ilk şef restoranı olan Vino Locale, kendilerine yeşil yıldızı getiren tüm pratikleri zaten kendi iş yapış şekilleri olarak tarif ediyor. Yağmur suyunu biriktiren, yerel üreticiyi güçlendiren ve işe alımlarını bölgeden yapan restoran, sürdürülebilirliğin ancak bölgeye değer katmakla sağlandığına inanıyor.
Seray Kumbasar’ın dekorasyona, şarap kavına milyonlar yatıran bir restoranın insana da yatırım yapmakla sorumlu olduğu görüşüne sonuna kadar katıldık. Anlaşmalı tarım, üreticilere yıllık ödeme yapma, pazarlık yapmama gibi tedarik prensiplerine hayran kaldık. Dünyanın en büyük lüksü taze taze dalından koparabilmek olduğunu hatırladık. Aynı topraktan çıkan yemek ve şarabın en güzel birbiriyle eşleştiğine hemfikir kaldık. Ödüllerin sektöre en güzel hediyesi olan yabancı misafirlerin doldurduğu masalarla gurur duyduk. Salı öğlen servisinde hizmet vermeyen Vino Locale’nin tüm ekip yeni yemekleri ve şarapları tatmak, yeni eşleşmelerin hayalini kurmak, fikir alışverişi yapmak için kurduğu aile sofrasına bir sandalye çekmiş kadar olduk.
Kimse ödül almak için restoran açmıyor ama emeğin takdir gördüğünü görmek şahane. Tüm yerel üreticilerle, bağlardan mutfağa bu sektöre emek veren herkesle, Urla karası ve Misket’le, kınalı bamya ve sakız enginarla gurur duyduğumuz bir bölüm oldu.
]]>Urla’da mevsimsellik ve sürdürülebilirliği 40 günde bir değişen menüsünde yer verdiği yerel malzemelerle uygulayan Vino Locale, bir Michelin yıldızı ve bir Michelin yeşil yıldızının yanına Türkiye'de ilk kez takdim edilen Sommelier Ödülü'nü de geçen yıl ekledi. Bölgenin ilk şef restoranı olan Vino Locale, kendilerine yeşil yıldızı getiren tüm pratikleri zaten kendi iş yapış şekilleri olarak tarif ediyor. Yağmur suyunu biriktiren, yerel üreticiyi güçlendiren ve işe alımlarını bölgeden yapan restoran, sürdürülebilirliğin ancak bölgeye değer katmakla sağlandığına inanıyor.
Seray Kumbasar’ın dekorasyona, şarap kavına milyonlar yatıran bir restoranın insana da yatırım yapmakla sorumlu olduğu görüşüne sonuna kadar katıldık. Anlaşmalı tarım, üreticilere yıllık ödeme yapma, pazarlık yapmama gibi tedarik prensiplerine hayran kaldık. Dünyanın en büyük lüksü taze taze dalından koparabilmek olduğunu hatırladık. Aynı topraktan çıkan yemek ve şarabın en güzel birbiriyle eşleştiğine hemfikir kaldık. Ödüllerin sektöre en güzel hediyesi olan yabancı misafirlerin doldurduğu masalarla gurur duyduk. Salı öğlen servisinde hizmet vermeyen Vino Locale’nin tüm ekip yeni yemekleri ve şarapları tatmak, yeni eşleşmelerin hayalini kurmak, fikir alışverişi yapmak için kurduğu aile sofrasına bir sandalye çekmiş kadar olduk.
Kimse ödül almak için restoran açmıyor ama emeğin takdir gördüğünü görmek şahane. Tüm yerel üreticilerle, bağlardan mutfağa bu sektöre emek veren herkesle, Urla karası ve Misket’le, kınalı bamya ve sakız enginarla gurur duyduğumuz bir bölüm oldu.
]]>Mutfak tutkusunu denizcilikle birleştiren Melda Şef aslında çocukluğu denizde geçen bir yelken yarışçısı. Meslek olarak da dünyanın en güzel manzaralı mutfaklarında çalışmayı seçmiş. Melda Şef’in Norveç’t bir balıkçı teknesinden ultra lüks bir megayatta çalışma tecrübelerini dinledik. Dünyanın farklı yerlerinden misafirler ağırlayan charter teknelerinde misafirlerden yemekler, reçeteler, teknikler öğrenen Melda Şef’le bir yat şefininin 05:30’da ekmek mayalayarak başlayan bir iş gününü birlikte yaşadık. “Yok demek yok” mottosuyla gün boyunca misafirlerini ağırlayan şefle mutfaktaki kamerasından yemek masasını izlemenin heyecanını paylaştık. Kısıtlı uyku saatleri, karadan uzak geçirilen süreler ve çetin hava koşulları gibi zorlukları anladık. Bir kesme tahtası kadar alan ve tetris gibi düzenlenen bir depolama alanıyla çalışan yat şeflerine bir kez daha hayran kaldık. Bu mesleğin gerektirdiği üç beceriyi de Melda Şef’ten aldık: empati, esneklik ve ekip çalışması. Yemeğe, denize veya her ikisine birden tutkun olanlardansanız güverteye bir sandalye de siz çekin ve bu bölümü kaçırmayın.
]]>Mutfak tutkusunu denizcilikle birleştiren Melda Şef aslında çocukluğu denizde geçen bir yelken yarışçısı. Meslek olarak da dünyanın en güzel manzaralı mutfaklarında çalışmayı seçmiş. Melda Şef’in Norveç’t bir balıkçı teknesinden ultra lüks bir megayatta çalışma tecrübelerini dinledik. Dünyanın farklı yerlerinden misafirler ağırlayan charter teknelerinde misafirlerden yemekler, reçeteler, teknikler öğrenen Melda Şef’le bir yat şefininin 05:30’da ekmek mayalayarak başlayan bir iş gününü birlikte yaşadık. “Yok demek yok” mottosuyla gün boyunca misafirlerini ağırlayan şefle mutfaktaki kamerasından yemek masasını izlemenin heyecanını paylaştık. Kısıtlı uyku saatleri, karadan uzak geçirilen süreler ve çetin hava koşulları gibi zorlukları anladık. Bir kesme tahtası kadar alan ve tetris gibi düzenlenen bir depolama alanıyla çalışan yat şeflerine bir kez daha hayran kaldık. Bu mesleğin gerektirdiği üç beceriyi de Melda Şef’ten aldık: empati, esneklik ve ekip çalışması. Yemeğe, denize veya her ikisine birden tutkun olanlardansanız güverteye bir sandalye de siz çekin ve bu bölümü kaçırmayın.
]]>Kendini şehirli bir toprak insanı olarak tanımlayan Beyhan Hanım, 40’ından sonra üniversite sınavına girip ziraat okumuş. Şehir bahçeciliğinin en güzel öreklerinden biri olan Urban Garden’ı 2010 yılında 12 dönüm arazi üzerine kurmuş. Betona baktıkça insan beyninin de betonlaştığını fark ettikten sonra İstanbul’da tarıma çok elverişli bir toprak olduğunu ve keşfedilmeyi beklediğini anlayan Uzunçarşılı, insanın doğaya bağlı bir canlı olduğunun, dengeyi bozduğumuz zaman büyük şehirde de köy yerinde de aslında yaşamamız için gerekli olan kaynaklara zarar verdiğimizin altını çiziyor. Nihayetinde her şeyi bizim tercihlerimiz şekillendiriyor, mesele neyi çoğaltmayı, neyi yok etmeyi tercih ettiğimiz. Üreticinin yalnız bırakılması ve gıda üretimini domine eden “moda gıda”ların sektöre en çok zarar veren unsurlar olduğunu belirten Uzunçarşılı’nın uyarılarıyla biz de pandemiyi ne çabuk unuttuğumuza şaşırdık, doğayı gözlemleyerek insanın küçüklüğünü anlayabileceğimizi konuştuk. En büyük evi, en lüks arabayı hepimiz için hedefe koyan kapitalizmin, bize küçük ve ulaşılabilir olanın ne kadar değerli olduğunu unutturduğunu fark ettik. Bireysel tüketimimiz için balkonumuzda bile yeşillikler yetiştirmenin hazzının ve tadının hayalini kurduk. Son zamanlarda içi hepten boşaltılmış sürdürülebilirlik kelimesinin, aslında yaşamın devam etmesinden başka hiçbir şey olmadığını hatırladık. En son ilkokulda pamuk arasında fasulye filizlendirenlerdenseniz, bu bölüme dikkatle kulak vermenizi öneririz.
]]>Kendini şehirli bir toprak insanı olarak tanımlayan Beyhan Hanım, 40’ından sonra üniversite sınavına girip ziraat okumuş. Şehir bahçeciliğinin en güzel öreklerinden biri olan Urban Garden’ı 2010 yılında 12 dönüm arazi üzerine kurmuş. Betona baktıkça insan beyninin de betonlaştığını fark ettikten sonra İstanbul’da tarıma çok elverişli bir toprak olduğunu ve keşfedilmeyi beklediğini anlayan Uzunçarşılı, insanın doğaya bağlı bir canlı olduğunun, dengeyi bozduğumuz zaman büyük şehirde de köy yerinde de aslında yaşamamız için gerekli olan kaynaklara zarar verdiğimizin altını çiziyor. Nihayetinde her şeyi bizim tercihlerimiz şekillendiriyor, mesele neyi çoğaltmayı, neyi yok etmeyi tercih ettiğimiz. Üreticinin yalnız bırakılması ve gıda üretimini domine eden “moda gıda”ların sektöre en çok zarar veren unsurlar olduğunu belirten Uzunçarşılı’nın uyarılarıyla biz de pandemiyi ne çabuk unuttuğumuza şaşırdık, doğayı gözlemleyerek insanın küçüklüğünü anlayabileceğimizi konuştuk. En büyük evi, en lüks arabayı hepimiz için hedefe koyan kapitalizmin, bize küçük ve ulaşılabilir olanın ne kadar değerli olduğunu unutturduğunu fark ettik. Bireysel tüketimimiz için balkonumuzda bile yeşillikler yetiştirmenin hazzının ve tadının hayalini kurduk. Son zamanlarda içi hepten boşaltılmış sürdürülebilirlik kelimesinin, aslında yaşamın devam etmesinden başka hiçbir şey olmadığını hatırladık. En son ilkokulda pamuk arasında fasulye filizlendirenlerdenseniz, bu bölüme dikkatle kulak vermenizi öneririz.
]]>İnsanlığın doğayla en eski etkileşimlerinden biri olan beslenmenin, modern çağın en büyük sağlık sorunlarının da sebebi olduğunu, evrimsel ayarlarından uzaklaşan modern insanın zorlantılarını konuştuk. Yemeği paylaşmak ve bir sosyalleşme aracına dönüştürmek evrimin parçası, ama onu kötü bir alışkanlığa dönüştürenin yemekle ilgili kültürel kodlarımız olduğunu anladık. Beslenme seçimlerimizin aslında kendimizi hangi hammaddeyle inşa ettiğimizi belirleyen bir tercih olduğunu fark ettik. Yokluk devirleri için tasarlanmış insan bedeninin günümüzün dengesiz bolluk döneminde tökezlemesini; bunun bir çıktısı olarak insanın gıdayla ilişkisinde duyguların rolünü irdeledik. Sinan Hoca’yı bulmuşken Türkiye’de eğitim sisteminin hızlı bir değerlendirmesini aldık, mesleki eğitimin hem bugününün karnesini hem de geleceğe dair taşıdığı umut verici potansiyeli değerlendirdik. Yüzyıllardır dünyayı değiştiren insanların eli erken yaşta iş tutanlar, yoğunlaştırılmış ve ustalardan aldığı eğitime yaratıcılığını katanlar olduğunu konuştuk.
Sinan Hoca’ya sorduğumuz onlarca soruya yenilerini ekleyerek, beslenme ve eğitim gibi hayatın içindeki en temel konulara yepyeni bir bakış açısı geliştirerek kaydettiğimiz, lezzetli bir bölüm oldu. Öğrenmenin kendisine tutkun herkesin keyifle dinleyeceğine eminiz.
]]>İnsanlığın doğayla en eski etkileşimlerinden biri olan beslenmenin, modern çağın en büyük sağlık sorunlarının da sebebi olduğunu, evrimsel ayarlarından uzaklaşan modern insanın zorlantılarını konuştuk. Yemeği paylaşmak ve bir sosyalleşme aracına dönüştürmek evrimin parçası, ama onu kötü bir alışkanlığa dönüştürenin yemekle ilgili kültürel kodlarımız olduğunu anladık. Beslenme seçimlerimizin aslında kendimizi hangi hammaddeyle inşa ettiğimizi belirleyen bir tercih olduğunu fark ettik. Yokluk devirleri için tasarlanmış insan bedeninin günümüzün dengesiz bolluk döneminde tökezlemesini; bunun bir çıktısı olarak insanın gıdayla ilişkisinde duyguların rolünü irdeledik. Sinan Hoca’yı bulmuşken Türkiye’de eğitim sisteminin hızlı bir değerlendirmesini aldık, mesleki eğitimin hem bugününün karnesini hem de geleceğe dair taşıdığı umut verici potansiyeli değerlendirdik. Yüzyıllardır dünyayı değiştiren insanların eli erken yaşta iş tutanlar, yoğunlaştırılmış ve ustalardan aldığı eğitime yaratıcılığını katanlar olduğunu konuştuk.
Sinan Hoca’ya sorduğumuz onlarca soruya yenilerini ekleyerek, beslenme ve eğitim gibi hayatın içindeki en temel konulara yepyeni bir bakış açısı geliştirerek kaydettiğimiz, lezzetli bir bölüm oldu. Öğrenmenin kendisine tutkun herkesin keyifle dinleyeceğine eminiz.
]]>Boğaziçi Üniversitesi’ndeki Turizm İşletme eğitimi sırasında Çırağan’ın mutfağında yaptığı stajda ait olduğu yeri bulan, okulunu bitirince sonra Cape Town’a hem aşçılık okumaya hem de çalışmaya giden Esra Şef, kariyerine otel açılışları, restoran servisi, catering, flying chef’lik gibi pek çok tecrübeyi sığdırdıktan sonra açılışından itibaren 7 yıl boyunca Gram’ın mutfağında görev alıyor. Ailesiyle birlikte Hollanda’ya taşındıktan sonra çalıştığı işlerde yerel kültürü, lokallerin direkt ve net iletişim alışkanlıklarını yakından tanıyan Esra Şef, bir süre sonra kendi dükkanını aramaya koyuluyor ve bugün dışarda öğle yemeği yeme kültürü pek de gelişmemiş bir şehirde Belly Pepper isimli 26 kişiye aynı anda hizmet verebilen dükkanını ortağıyla işletmeye devam ediyor. Yerel gazetelerde ve Time Out’ta yer aldıktan sonra müşterilerinin çehresi Amsterdam’a göç etmiş Türklerden uluslararası bir çehreye bürünen Belly Pepper’da standardı ve sürekliliği olmayan bir tedarik sistemine alışmaya dair deneyimlerini bizle paylaşıyor. Çocuklarının bakımını kendi üstlendiği için çok planlı yaşayan, iş düzenini hayat düzenine uyduran Esra Şef, iyi bir planlamayla her şeyin mümkün olduğunun altını çiziyor. Sade, neşeli ve planlı bir hayatın hayaliyle iç çekenler için Esra Şef’in sözleri hepimize ilham veriyor: En büyük lüks bir bisiklet bir de kendine ayırdığın zaman. Bisikletimizi sürerken yüzümüze çarpan rüzgâr hafifliğindeki bu bölümü kaçırmayın.
]]>Boğaziçi Üniversitesi’ndeki Turizm İşletme eğitimi sırasında Çırağan’ın mutfağında yaptığı stajda ait olduğu yeri bulan, okulunu bitirince sonra Cape Town’a hem aşçılık okumaya hem de çalışmaya giden Esra Şef, kariyerine otel açılışları, restoran servisi, catering, flying chef’lik gibi pek çok tecrübeyi sığdırdıktan sonra açılışından itibaren 7 yıl boyunca Gram’ın mutfağında görev alıyor. Ailesiyle birlikte Hollanda’ya taşındıktan sonra çalıştığı işlerde yerel kültürü, lokallerin direkt ve net iletişim alışkanlıklarını yakından tanıyan Esra Şef, bir süre sonra kendi dükkanını aramaya koyuluyor ve bugün dışarda öğle yemeği yeme kültürü pek de gelişmemiş bir şehirde Belly Pepper isimli 26 kişiye aynı anda hizmet verebilen dükkanını ortağıyla işletmeye devam ediyor. Yerel gazetelerde ve Time Out’ta yer aldıktan sonra müşterilerinin çehresi Amsterdam’a göç etmiş Türklerden uluslararası bir çehreye bürünen Belly Pepper’da standardı ve sürekliliği olmayan bir tedarik sistemine alışmaya dair deneyimlerini bizle paylaşıyor. Çocuklarının bakımını kendi üstlendiği için çok planlı yaşayan, iş düzenini hayat düzenine uyduran Esra Şef, iyi bir planlamayla her şeyin mümkün olduğunun altını çiziyor. Sade, neşeli ve planlı bir hayatın hayaliyle iç çekenler için Esra Şef’in sözleri hepimize ilham veriyor: En büyük lüks bir bisiklet bir de kendine ayırdığın zaman. Bisikletimizi sürerken yüzümüze çarpan rüzgâr hafifliğindeki bu bölümü kaçırmayın.
]]>Türkiye’nin yemek tarihi ve kültürünü kayıt altına almak için olağanüstü çaba gösteren Ceren Bozkurt’un Mutfaktan Sesler dinleyicilerine bir de çağrısı var: Herkesi nadide olduklarını düşündükleri tarifleri, anneannelerinin yemek defterlerindeki ilginç tarifleri ve kayıt altına alınması gerektiğini düşündükleri tüm kaynakları @tarihvetarif Instagram hesabından Ceren Hanım’a ulaştırmaya davet ediyoruz. Çünkü 2050’lere geldiğimizde bereket ve kültür fışkıran toprakların mutfak kültürünün zamana yenik düşmesini önlemek için hepimize ihtiyaç var.
]]>Türkiye’nin yemek tarihi ve kültürünü kayıt altına almak için olağanüstü çaba gösteren Ceren Bozkurt’un Mutfaktan Sesler dinleyicilerine bir de çağrısı var: Herkesi nadide olduklarını düşündükleri tarifleri, anneannelerinin yemek defterlerindeki ilginç tarifleri ve kayıt altına alınması gerektiğini düşündükleri tüm kaynakları @tarihvetarif Instagram hesabından Ceren Hanım’a ulaştırmaya davet ediyoruz. Çünkü 2050’lere geldiğimizde bereket ve kültür fışkıran toprakların mutfak kültürünün zamana yenik düşmesini önlemek için hepimize ihtiyaç var.
]]>Tarımda dijitalleşmeyi ve bunun sürdürülebilirliğe katkısını çokça konuştuğumuz bu bölümde konunun toplumsal yansımalarını da ele aldık. Tohumdan hasata, hatta tedarik sürecine otonom mekanizmaların kullanımının endüstriyel üreticiler kadar çiftçiye de faydası olup olmadığını sorguladık. Kaynaklar hızla azalıp kirlenirken, dünya nüfusu büyük bir hızla artar ve tarımsal üretim kapasitemiz daha büyük bir hızla azalırken, tarımda dijitalleşmeye biçilen mutlak kurtarıcı rolünün gerçek dışılığını konuştuk. Teknolojiyi toplumu anlamada bize ipuçları sunan bir mekanizma olarak gördüğümüzde, çiftçilerin ziraat mühendisleri kadar teknolojik okur-yazarlığı olmayışının yarattığı sorunları gördük, ekosistemdeki tüm oyuncuları veriyi anlamlandırabilecek donanıma getirmedikçe bu eforların yaygınlaşması ve ölçeklenmesinin imkansızlığını fark ettik. Tarım bilgisinin nesilden nesile aktarımının farklı nedenlerle kesintiye uğrayışını, enformasyonun kadim bilgiye dönüşememesini ele aldık. Ekonomik kaygılar ekolojik kaygıların önüne geçtiğinde neler olduğunu gördük, tarım ve gıda uygulamalarını ekolojik açıdan duyarlı, ekonomik olarak uygulanabilir ve sosyal açıdan adil bir hale getirilmesi için önümüzdeki uzun yolculuğu keşfetmeye başladık. Sona gelirken İstanbul’un kentleşme politikalarının yol açtığı iklim değişikliği sonucunda kuzey ormanlarının ve sulak alanların korunması için hayata geçirilen Manda Müşterekleri projesini dinledik. Tarım, toplum ve teknoloji üçgeninde yepyeni bilgiler edindiğimiz ve farklı bir perspektif kazandığımız bu bölümü kaçırmayın.
]]>Tarımda dijitalleşmeyi ve bunun sürdürülebilirliğe katkısını çokça konuştuğumuz bu bölümde konunun toplumsal yansımalarını da ele aldık. Tohumdan hasata, hatta tedarik sürecine otonom mekanizmaların kullanımının endüstriyel üreticiler kadar çiftçiye de faydası olup olmadığını sorguladık. Kaynaklar hızla azalıp kirlenirken, dünya nüfusu büyük bir hızla artar ve tarımsal üretim kapasitemiz daha büyük bir hızla azalırken, tarımda dijitalleşmeye biçilen mutlak kurtarıcı rolünün gerçek dışılığını konuştuk. Teknolojiyi toplumu anlamada bize ipuçları sunan bir mekanizma olarak gördüğümüzde, çiftçilerin ziraat mühendisleri kadar teknolojik okur-yazarlığı olmayışının yarattığı sorunları gördük, ekosistemdeki tüm oyuncuları veriyi anlamlandırabilecek donanıma getirmedikçe bu eforların yaygınlaşması ve ölçeklenmesinin imkansızlığını fark ettik. Tarım bilgisinin nesilden nesile aktarımının farklı nedenlerle kesintiye uğrayışını, enformasyonun kadim bilgiye dönüşememesini ele aldık. Ekonomik kaygılar ekolojik kaygıların önüne geçtiğinde neler olduğunu gördük, tarım ve gıda uygulamalarını ekolojik açıdan duyarlı, ekonomik olarak uygulanabilir ve sosyal açıdan adil bir hale getirilmesi için önümüzdeki uzun yolculuğu keşfetmeye başladık. Sona gelirken İstanbul’un kentleşme politikalarının yol açtığı iklim değişikliği sonucunda kuzey ormanlarının ve sulak alanların korunması için hayata geçirilen Manda Müşterekleri projesini dinledik. Tarım, toplum ve teknoloji üçgeninde yepyeni bilgiler edindiğimiz ve farklı bir perspektif kazandığımız bu bölümü kaçırmayın.
]]>Future For Fish yani Balıkların Geleceği, 2022 yılında Çiftlik Hayvanlarını Koruma Derneğinin bir programı olarak hayata geçmiş olan bir kampanya. Su ürünleri üretiminde dünyada üst sıralamalarda yer alan ülkemizde balıkların refahını gözeterek sektör ve hayvan hakları savunuculuğu arasında bir köprü görevi görüyor.
Deniz Kıraç ile, sektörün sürdürülebilir, kaliteli ve sağlıklı bir konumda olması için üreticilere, tedarikçilere ve son tüketicilere düşen sorumlulukları konuştuk. Gıdanın sürdürülebilirliği ile hayvan refahı arasındaki ilişkiyi balıklardan başlayarak irdeledik, Balık yetiştiriciliğinde refah koşulları sağlanmasının bio-çeşitliliğe, insan sağlığına ve sürdürülebilirliğe olan katkılarını değerlendirdik.
Balıkların hisseden varlıklar olduğunu, stres ve acıyı duyduklarını bazılarımız ilk kez öğrendik. Dünya balık yetiştiriciliği pazarının büyüklüğünü ve Türkiye’nin özellikle levrek-çipura üretiminde dünyada lider konumda olduğunu da.
Hayvan refahını bu kez balıklardan yola çıkarak ele aldığımız ve belki de hayatımızda ilk kez balıklarla empati yaptığımız bu bölüme siz de kulak verin.
]]>Future For Fish yani Balıkların Geleceği, 2022 yılında Çiftlik Hayvanlarını Koruma Derneğinin bir programı olarak hayata geçmiş olan bir kampanya. Su ürünleri üretiminde dünyada üst sıralamalarda yer alan ülkemizde balıkların refahını gözeterek sektör ve hayvan hakları savunuculuğu arasında bir köprü görevi görüyor.
Deniz Kıraç ile, sektörün sürdürülebilir, kaliteli ve sağlıklı bir konumda olması için üreticilere, tedarikçilere ve son tüketicilere düşen sorumlulukları konuştuk. Gıdanın sürdürülebilirliği ile hayvan refahı arasındaki ilişkiyi balıklardan başlayarak irdeledik, Balık yetiştiriciliğinde refah koşulları sağlanmasının bio-çeşitliliğe, insan sağlığına ve sürdürülebilirliğe olan katkılarını değerlendirdik.
Balıkların hisseden varlıklar olduğunu, stres ve acıyı duyduklarını bazılarımız ilk kez öğrendik. Dünya balık yetiştiriciliği pazarının büyüklüğünü ve Türkiye’nin özellikle levrek-çipura üretiminde dünyada lider konumda olduğunu da.
Hayvan refahını bu kez balıklardan yola çıkarak ele aldığımız ve belki de hayatımızda ilk kez balıklarla empati yaptığımız bu bölüme siz de kulak verin.
]]>Konuklarımızla gıda sürdürülebilirliğinde hayvan refahının yerini ve hayvancılık teknolojilerindeki gelişmeleri konuştuk.
Uluslararası temel sürdürülebilirlik alanlarından biri haline gelmiş olan kafessiz yumurta kullanımının yaygınlaşması ve adil bir tedarik sisteminin sağlanması için kurumlara düşen görevleri, üreticilerden beklentileri ve tabii ki tüketicinin atabileceği adımları değerlendirdik.
Endüstriyel hayvancılığın dünyamız için ne kadar yeni ve genç bir mesele olduğunu fark ettik, konuyu etik boyutundan biyolojik risklere kadar pek çok bakış açısını değerlendirdik. Bir kez daha sivil toplumun, ortak hassasiyetler paylaşan bireyler için birlikte hareket etmenin önemine değinmeden geçemedik.
Hayvan refahını bir sürdürülebilirlik meselesi olarak ele aldığımız bu bölümü kaçırmayın.
]]>Konuklarımızla gıda sürdürülebilirliğinde hayvan refahının yerini ve hayvancılık teknolojilerindeki gelişmeleri konuştuk.
Uluslararası temel sürdürülebilirlik alanlarından biri haline gelmiş olan kafessiz yumurta kullanımının yaygınlaşması ve adil bir tedarik sisteminin sağlanması için kurumlara düşen görevleri, üreticilerden beklentileri ve tabii ki tüketicinin atabileceği adımları değerlendirdik.
Endüstriyel hayvancılığın dünyamız için ne kadar yeni ve genç bir mesele olduğunu fark ettik, konuyu etik boyutundan biyolojik risklere kadar pek çok bakış açısını değerlendirdik. Bir kez daha sivil toplumun, ortak hassasiyetler paylaşan bireyler için birlikte hareket etmenin önemine değinmeden geçemedik.
Hayvan refahını bir sürdürülebilirlik meselesi olarak ele aldığımız bu bölümü kaçırmayın.
]]>Samimi Sürdürülebilirlik serisinin ilk konukları, gastronomi araştırmacısı ve editör Merin Sever ile MSA mezunu, Michelin Yeşil Yıldız sahibi Şef İbrahim Tunç. Sever ve Tunç ile dünyaya, coğrafyaya, iklime saygılı bir mutfak prensibinin samimi olması için neler gerektiğini konuştuk. Yerel üretimi destekleyerek karbon ayak izini azaltmak kadar üreticilere adil ödeme yapmanın da sürdürülebilirliğe dahil olduğunu, bu eforların samimi hale gelmesi ve amacına ulaşması için uçtan uca bir bütün olarak görülmesi gerektiğini konuştuk. Kaynakları korumak için mevsimine göre tabaklar çıkarmanın, atıksız mutfak önlemleriyle israfı engellemenin önemine değindik. Toplumsal bilinçlenme adına her malzemenin her mevsim temin edilebilir olmasına sevinmektense, domatesin çıktığına patlıcanın mevsimi geldiğine sevinenlerden olmayı önemsedik. Konuyu aslında büyük ve teknik kelimelerle süslemenin hiç gerekli olmadığını, anneannelerimizin mutfağının doğal akışında olan pek çok uygulamanın zaten sürdürülebilirlik adımları olduğunu gülümseyerek fark ettik. Eti idareli kullanmayı bilen, bir malzemenin her parçasını değerlendirip atığı azaltan, israfı ayıplayan büyüklerimizin yolundan gitmenin sürdürülebilirlik adına harika bir başlangıç olduğunu not aldık. Bu bakış açısıyla mutfakta geliştirebileceğimiz pek çok ileri dönüşüm pratiği olduğunu keşfettik. Sürdürülebilirlik yolunda samimi adımlarla başladığımız, dünyanın geleceği için birlikte taşıdığımız sorumluluğu hatırladığımız bu özel serinin ilk bölümünü kaçırmayın.
]]>Samimi Sürdürülebilirlik serisinin ilk konukları, gastronomi araştırmacısı ve editör Merin Sever ile MSA mezunu, Michelin Yeşil Yıldız sahibi Şef İbrahim Tunç. Sever ve Tunç ile dünyaya, coğrafyaya, iklime saygılı bir mutfak prensibinin samimi olması için neler gerektiğini konuştuk. Yerel üretimi destekleyerek karbon ayak izini azaltmak kadar üreticilere adil ödeme yapmanın da sürdürülebilirliğe dahil olduğunu, bu eforların samimi hale gelmesi ve amacına ulaşması için uçtan uca bir bütün olarak görülmesi gerektiğini konuştuk. Kaynakları korumak için mevsimine göre tabaklar çıkarmanın, atıksız mutfak önlemleriyle israfı engellemenin önemine değindik. Toplumsal bilinçlenme adına her malzemenin her mevsim temin edilebilir olmasına sevinmektense, domatesin çıktığına patlıcanın mevsimi geldiğine sevinenlerden olmayı önemsedik. Konuyu aslında büyük ve teknik kelimelerle süslemenin hiç gerekli olmadığını, anneannelerimizin mutfağının doğal akışında olan pek çok uygulamanın zaten sürdürülebilirlik adımları olduğunu gülümseyerek fark ettik. Eti idareli kullanmayı bilen, bir malzemenin her parçasını değerlendirip atığı azaltan, israfı ayıplayan büyüklerimizin yolundan gitmenin sürdürülebilirlik adına harika bir başlangıç olduğunu not aldık. Bu bakış açısıyla mutfakta geliştirebileceğimiz pek çok ileri dönüşüm pratiği olduğunu keşfettik. Sürdürülebilirlik yolunda samimi adımlarla başladığımız, dünyanın geleceği için birlikte taşıdığımız sorumluluğu hatırladığımız bu özel serinin ilk bölümünü kaçırmayın.
]]>Bu bölümde konuğumuz MSA Profesyonel Restoran Servisi Eğitmeni Sabiha Apaydın Gönenli. Gönenli aynı zamanda, bu yıl üçüncüsü düzenlenen, yerel üzümlerin geçmişinin, bu gününün ve geleceğinin konuşulduğu Kök Köken Toprak konferansının kurucusu ve koordinatörü. Türkiye’nin dünyanın 5. En büyük bağ alanına sahip olduğunu biliyor muydunuz? Peki ya topraklarımızda 1439 çeşit üzüm yetiştiğini? Hatta Fransa’ya 6. Yüzyılda ilk üzüm çubuğu ve köklerinin Anadolu’dan gittiğini? Biz bu kısacık bölümde çok şey öğrendik, Türkiye’de yetişen üzümlerin yalnızca %3’ünün şarap yapımında kullanıldığını, üzümün yaşamasının en önemli sebebinin de kuru üzüm, pekmez, sirke gibi yan ürünlerin üretimi ve ticareti olduğunu not aldık. Yerel üzüm ve şarap hakkında merak ettiğimiz pek çok bilgiyi edinmek için 9 Haziran günü Feriye’de gerçekleşecek Kök Köken Toprak Konferansı’nı heyecanla bekliyoruz. Orada görüşmek üzere.
]]>Bu bölümde konuğumuz MSA Profesyonel Restoran Servisi Eğitmeni Sabiha Apaydın Gönenli. Gönenli aynı zamanda, bu yıl üçüncüsü düzenlenen, yerel üzümlerin geçmişinin, bu gününün ve geleceğinin konuşulduğu Kök Köken Toprak konferansının kurucusu ve koordinatörü. Türkiye’nin dünyanın 5. En büyük bağ alanına sahip olduğunu biliyor muydunuz? Peki ya topraklarımızda 1439 çeşit üzüm yetiştiğini? Hatta Fransa’ya 6. Yüzyılda ilk üzüm çubuğu ve köklerinin Anadolu’dan gittiğini? Biz bu kısacık bölümde çok şey öğrendik, Türkiye’de yetişen üzümlerin yalnızca %3’ünün şarap yapımında kullanıldığını, üzümün yaşamasının en önemli sebebinin de kuru üzüm, pekmez, sirke gibi yan ürünlerin üretimi ve ticareti olduğunu not aldık. Yerel üzüm ve şarap hakkında merak ettiğimiz pek çok bilgiyi edinmek için 9 Haziran günü Feriye’de gerçekleşecek Kök Köken Toprak Konferansı’nı heyecanla bekliyoruz. Orada görüşmek üzere.
]]>Yurtdışında çalışmanın aşçı olarak onu farklı malzemelerle çalışabilmek ve aklındaki yemek teorisini başka kültürlerden gelen insanlara sunup beğendirebilmekle tatmin ettiğini anlatan Akkaya, her gün aynı tabağı yapmaktan değil mesleğinin ona sunduğu bitmeyen öğrencilik fırsatından keyif alıyor. Türk mutfağının global arenada hak ettiği bilinirlikte olmadığını düşünen Cenk Şef, bazen Türk mutfağından bir malzemeyi uluslararası tabaklara ekleyerek, bazen bir tekniği bulunduğu yerin yerel malzemelerle buluşturarak kendi köklerine katkıda bulunmayı sürdürüyor. Yurt dışında bir kariyer şekillendirmeyi hedefleyen şef adaylarına Cenk Şef’in tavsiyesi ise mücadeleci ruhu, dayanışmayı ve esnek bir zihni hiç elden bırakmamak. Bürokraside hiçbir zaman kestirme olmadığını tecrübe edenden dinleyerek öğrendiğimiz bu bölümü kaçırmayın.
]]>Yurtdışında çalışmanın aşçı olarak onu farklı malzemelerle çalışabilmek ve aklındaki yemek teorisini başka kültürlerden gelen insanlara sunup beğendirebilmekle tatmin ettiğini anlatan Akkaya, her gün aynı tabağı yapmaktan değil mesleğinin ona sunduğu bitmeyen öğrencilik fırsatından keyif alıyor. Türk mutfağının global arenada hak ettiği bilinirlikte olmadığını düşünen Cenk Şef, bazen Türk mutfağından bir malzemeyi uluslararası tabaklara ekleyerek, bazen bir tekniği bulunduğu yerin yerel malzemelerle buluşturarak kendi köklerine katkıda bulunmayı sürdürüyor. Yurt dışında bir kariyer şekillendirmeyi hedefleyen şef adaylarına Cenk Şef’in tavsiyesi ise mücadeleci ruhu, dayanışmayı ve esnek bir zihni hiç elden bırakmamak. Bürokraside hiçbir zaman kestirme olmadığını tecrübe edenden dinleyerek öğrendiğimiz bu bölümü kaçırmayın.
]]>
Derya Şef’in yurtdışında bir kariyer hedefleyen şef adaylarına tavsiyesi, akışta kalmayı ve meseleleri yolda çözmeyi benimsemek. Bu bölümde olanı kabul etmeyi, belki de olacak olanın olmasını istediğinden daha güzel olabileceğini sadece mutfağa ve kariyere değil hayata dair kulağımıza küpe ettik. Yurtdışında yaşamayı düşünen herkesin mutlaka kulak vermesi gereken bu bölümü kaçırmayın.
]]>
Derya Şef’in yurtdışında bir kariyer hedefleyen şef adaylarına tavsiyesi, akışta kalmayı ve meseleleri yolda çözmeyi benimsemek. Bu bölümde olanı kabul etmeyi, belki de olacak olanın olmasını istediğinden daha güzel olabileceğini sadece mutfağa ve kariyere değil hayata dair kulağımıza küpe ettik. Yurtdışında yaşamayı düşünen herkesin mutlaka kulak vermesi gereken bu bölümü kaçırmayın.
]]>Tarihteki ilk yemeklerin piştiği, ilk şarapların yapıldığı topraklardan dünyanın dört bir yanına uzanan bu heyecan verici hikâyeye siz de kulak verin.
]]>Tarihteki ilk yemeklerin piştiği, ilk şarapların yapıldığı topraklardan dünyanın dört bir yanına uzanan bu heyecan verici hikâyeye siz de kulak verin.
]]>Bir gıda imalathanesi olmanın ötesinde, gıda sektörüne atılmak isteyen girişimcilerin iş geliştirmesine, yönetmesine ve büyütmesine destek olmayı kendine misyon edinmiş, paketli sağlıklı gıda konusunda uzmanlaşmış bir merkez olan Maide Mutfak’ın hikayesini dinledik. Ambalaj tasarımından ürün gramajına kadar bir hayalin gerçeğe dönüşme aşamalarını ve girişimciler için birbirinden öğrenmenin önemini konuştuk. Fikir aşamasından ürün sevkiyatına kadar olan süreçte eşlik eden deneyimli ekibin önderliğinde hayallerini büyütüp gerçekleştiren gıda girişimcilerine düşen sorumlulukları not ettik. Mutfağa dair hayalleri olanların kaçırmaması gereken bir bölüm oldu.
]]>Bir gıda imalathanesi olmanın ötesinde, gıda sektörüne atılmak isteyen girişimcilerin iş geliştirmesine, yönetmesine ve büyütmesine destek olmayı kendine misyon edinmiş, paketli sağlıklı gıda konusunda uzmanlaşmış bir merkez olan Maide Mutfak’ın hikayesini dinledik. Ambalaj tasarımından ürün gramajına kadar bir hayalin gerçeğe dönüşme aşamalarını ve girişimciler için birbirinden öğrenmenin önemini konuştuk. Fikir aşamasından ürün sevkiyatına kadar olan süreçte eşlik eden deneyimli ekibin önderliğinde hayallerini büyütüp gerçekleştiren gıda girişimcilerine düşen sorumlulukları not ettik. Mutfağa dair hayalleri olanların kaçırmaması gereken bir bölüm oldu.
]]>İlk konuk olduğu günden bu yana hem sektörde hem Bundle Kitchen’daki yeniliklere değindiğimiz bu bölümde online yemek siparişinde müşterinin beklentilerini irdeledik. Misafiri görmeden servis yapmanın gerektirdiği titiz müşteri memnuniyeti yönetimini konuştuk. Artık İstanbul’da bir hibrid dükkânı da olan Bundle Kitchen’ın yurtdışı macerası ve Riyad’da başlayacak operasyonuyla gurur duyduk. Trendleri takip etmenin önemini, sürekli Ar-Ge yapabilmenin yarattığı olanakları, teknoloji ile insan dokunuşunu buluşturmayı not aldık. Ulaşılabilir gurme ürünleri hızlı, lezzetli ve kaliteli bir şekilde müşteriye ulaştırmanın püf noktalarını konuştuğumuz, Bundle Kitchen’ın kendi tarımsal üretimlerini yapma vizyonundan otomattan salata sipariş etmeye kadar yepyeni iş alanlarını hayal ettiğimiz bu bölümü dinlemeye davetlisiniz.
]]>İlk konuk olduğu günden bu yana hem sektörde hem Bundle Kitchen’daki yeniliklere değindiğimiz bu bölümde online yemek siparişinde müşterinin beklentilerini irdeledik. Misafiri görmeden servis yapmanın gerektirdiği titiz müşteri memnuniyeti yönetimini konuştuk. Artık İstanbul’da bir hibrid dükkânı da olan Bundle Kitchen’ın yurtdışı macerası ve Riyad’da başlayacak operasyonuyla gurur duyduk. Trendleri takip etmenin önemini, sürekli Ar-Ge yapabilmenin yarattığı olanakları, teknoloji ile insan dokunuşunu buluşturmayı not aldık. Ulaşılabilir gurme ürünleri hızlı, lezzetli ve kaliteli bir şekilde müşteriye ulaştırmanın püf noktalarını konuştuğumuz, Bundle Kitchen’ın kendi tarımsal üretimlerini yapma vizyonundan otomattan salata sipariş etmeye kadar yepyeni iş alanlarını hayal ettiğimiz bu bölümü dinlemeye davetlisiniz.
]]>Dikkat dikkat, evinize söylediğiniz yemek bir paket mutfaktan geliyor olabilir! Malzemesinden ambalajına, lojistiğinden marka yaratmaya kadar çok bileşenli bir koordinasyon zincirini titizlikle yönetmenin inceliklerine kulak verdiğimiz bu bölümde masa düzeni olmayan bir “restoran”da istikrarlı kalitenin nasıl sağlanacağını konuştuk. Kurulu raylar üzerinden yepyeni bir marka yaratmaya, kaliteyi koruyarak büyümeye, robotik mutfaklarda insan dokunuşuna, fabrikası ve şubeleriyle yeme-içme sektörünün kalbinde yer alsa da bir teknoloji şirketi olmaya dair pek çok konuya değindik. Önümüzdeki dönemde restoranlaşma vizyonunu da taşıyan Paket Mutfak’ın sürpriz deneyim tasarımı için meraklandık. Paket servis sektörünün yükselen yıldızı bulut mutfakların özgün bir uygulamasını derinlemesine konuştuğumuz bu bölümü kaçırmayın.
]]>Dikkat dikkat, evinize söylediğiniz yemek bir paket mutfaktan geliyor olabilir! Malzemesinden ambalajına, lojistiğinden marka yaratmaya kadar çok bileşenli bir koordinasyon zincirini titizlikle yönetmenin inceliklerine kulak verdiğimiz bu bölümde masa düzeni olmayan bir “restoran”da istikrarlı kalitenin nasıl sağlanacağını konuştuk. Kurulu raylar üzerinden yepyeni bir marka yaratmaya, kaliteyi koruyarak büyümeye, robotik mutfaklarda insan dokunuşuna, fabrikası ve şubeleriyle yeme-içme sektörünün kalbinde yer alsa da bir teknoloji şirketi olmaya dair pek çok konuya değindik. Önümüzdeki dönemde restoranlaşma vizyonunu da taşıyan Paket Mutfak’ın sürpriz deneyim tasarımı için meraklandık. Paket servis sektörünün yükselen yıldızı bulut mutfakların özgün bir uygulamasını derinlemesine konuştuğumuz bu bölümü kaçırmayın.
]]>Japonlar baklavadan anlar mı? Baklavacıda kokteyl olur mu? Peki baklava yufkasından taco shell olur mu? Mimar olmanın tatlı üretimine bir katkısı var mı? Farklı disiplinlerin buluşması mutfakta harikalar yaratır mı? Mutfakta ar-ge yapmak ve deneysel yolculuklara çıkmak için muhtaç olduğumuz güç ve motivasyon içimizdeki çocukta bulunur mu? Bunlar gibi pek çok soruya yanıt aradığımız bu bölümde aslında mutfakta yenilikçi formların peşinde heyecan verici bir yolculuğa şahit oluyoruz.
]]>Japonlar baklavadan anlar mı? Baklavacıda kokteyl olur mu? Peki baklava yufkasından taco shell olur mu? Mimar olmanın tatlı üretimine bir katkısı var mı? Farklı disiplinlerin buluşması mutfakta harikalar yaratır mı? Mutfakta ar-ge yapmak ve deneysel yolculuklara çıkmak için muhtaç olduğumuz güç ve motivasyon içimizdeki çocukta bulunur mu? Bunlar gibi pek çok soruya yanıt aradığımız bu bölümde aslında mutfakta yenilikçi formların peşinde heyecan verici bir yolculuğa şahit oluyoruz.
]]>Konumuz, yemek üzerinden bireysel ve ulusal kimliklerin inşaası ve aidiyet.
Tarih boyunca değişmeyen statü sembollerinden biri olan yemeğin nasıl bir ifade yöntemi olduğunu konuşuyoruz.
Hangi yemek neye göre kimlikleniyor derken kendimizi yine İstanbul mutfağının peşinde buluyoruz.
Milliyetçilik ve gastronomi ne kadar iç içe diye irdeliyoruz.
Aslında bu bölümde yemeğin farklı rollerine dair çok fazla soruya yanıt arıyoruz.
]]>Konumuz, yemek üzerinden bireysel ve ulusal kimliklerin inşaası ve aidiyet.
Tarih boyunca değişmeyen statü sembollerinden biri olan yemeğin nasıl bir ifade yöntemi olduğunu konuşuyoruz.
Hangi yemek neye göre kimlikleniyor derken kendimizi yine İstanbul mutfağının peşinde buluyoruz.
Milliyetçilik ve gastronomi ne kadar iç içe diye irdeliyoruz.
Aslında bu bölümde yemeğin farklı rollerine dair çok fazla soruya yanıt arıyoruz.
]]>]]>
]]>
Öncelikle vazgeçemediği ve hazırladığı lezzetleri farklı kılan malzemelere, onları nasıl tedarik ettiğine, tabaklarındaki özenine değinmeden geçemedik ve bugün sahibi olduğu Tutti’yi nasıl kurduğunu keyifle dinledik.
Bir şef olarak markalaşmayı da başaran Müge Ergül’ün, kariyeri boyunca ilham kaynaklarını nasıl yorumlayıp kendine özgü bir tarz oluşturabildiğini, başarının arkadasındaki emeği konuştuğumuz bu bölümü kaçırmayın.
]]>
Öncelikle vazgeçemediği ve hazırladığı lezzetleri farklı kılan malzemelere, onları nasıl tedarik ettiğine, tabaklarındaki özenine değinmeden geçemedik ve bugün sahibi olduğu Tutti’yi nasıl kurduğunu keyifle dinledik.
Bir şef olarak markalaşmayı da başaran Müge Ergül’ün, kariyeri boyunca ilham kaynaklarını nasıl yorumlayıp kendine özgü bir tarz oluşturabildiğini, başarının arkadasındaki emeği konuştuğumuz bu bölümü kaçırmayın.
]]>Cafe Fernando adlı bloguyla mutfak meraklılarının radarına giren, bugün ise dünya çapında adından söz ettiren bir yemek yazarı olarak karşımıza çıkan Cenk Sönmezsoy konuğumuz.
Tariflerini, kendi öğrenme deneyimlerinden yola çıkarak, bu süreçte almak istediği yanıtları paylaşacak şekilde, titizlikle aktaran Cenk'in
kendine has duruşuna, kararlılığına ve mükemmeliyetçiliğine hayran olmamak mümkün değil.
Adeta bir okul niteliğindeki kütüphanesini, öğrenmek için doğru isimleri nasıl bulduğunu, işin başından bugüne evrilen motivasyon kaynaklarını ve sıradaki kitaplarını konuştuk.
]]>Cafe Fernando adlı bloguyla mutfak meraklılarının radarına giren, bugün ise dünya çapında adından söz ettiren bir yemek yazarı olarak karşımıza çıkan Cenk Sönmezsoy konuğumuz.
Tariflerini, kendi öğrenme deneyimlerinden yola çıkarak, bu süreçte almak istediği yanıtları paylaşacak şekilde, titizlikle aktaran Cenk'in
kendine has duruşuna, kararlılığına ve mükemmeliyetçiliğine hayran olmamak mümkün değil.
Adeta bir okul niteliğindeki kütüphanesini, öğrenmek için doğru isimleri nasıl bulduğunu, işin başından bugüne evrilen motivasyon kaynaklarını ve sıradaki kitaplarını konuştuk.
]]>